Tüm dünyayı yakından etkileyen Covid 19 salgını bu süreçte en çok neye zarar verdi diye sorsam; Birçok velimizin okullarımızı ve çocuklarımızı dediğini duyar gibiyim.

Sabah kalkış vaktinden akşam yatış saatine kadar çoğu zamanını evde geçiren çocuklar, güvenli olmayan sosyal hayattan kendini soyutlamak zorunda kaldılar. Salgının etkisini yavaş yavaş yitirmesiyle okullar kaldığı yerden eğitime devam etmeye başlıyor. Peki, şu an bizleri neler bekliyor.

Bir buçuk sene gibi zor bir sürecin sonunda okula dönmek çocuklarımız açısından son derece kritik önemli bir dönemeç. Bu süreç hem çocuklar hem de aileler açısından önemli. Uzun bir zaman okulda olmayan çocuklarımız açısından bu süreci kolaylaştırabilmek için ilk olarak okuldaki eğitimcilerimizin, evde anne ve babalarının bu konuda çocuklarımıza rehberlik etmesi, destek olması çok önemli. Çocukların okulda ilk zamanlarının geçiş süreci olduğunu unutmayalım. Öğretmenlerimizin öğrencilere bu konudaki yaklaşımları, onların yeniden okula uyum süreçlerini kolaylaştırması açısından önemli”

Son bir buçuk yıl içerisinde; online eğitimin gerektirdiği bilgisayar, tablet, internet gibi teknolojik araçların eğitim dışı kullanım süresinin olağanüstü bir şekilde artması; online eğitimin yan etkilerinide beraberinde getirdi.

Salgın ve kapanma dönemlerinde evde kalmak zorunda olan çocuklarımız, vakit geçirmek için çareyi online oyunlarda, dizi, film platformlarının sitelerine yaptığı üyeliklerde buldu. Uzun süre ekran karşısında vakit geçiren çocuklarımızın bağımlılık düzeyinde olup olmadığı her anne baba için bir tereddüt eşiği oluşturmaktadır. Peki ya bağımlı olmadığını düşündüğümüz çocuklar? Bağımlılık konusunda dikkat edilmesi gereken konu: çocukların ortalama ekrana bakma süresidir. Bilgisayar ekranına “sıradan” şekilde maruz kalan çocuklar bile günde ortalama 7 saat harcamaktadır. (Rideout 2010) Bu sürenin salgın ve kapanma dönemlerinde daha da arttığı tahmin edilmektedir.

Uzun süre ekrana bakma davranışı çocuğu reel dünyadan uzaklaştırıp sanal bir dünyanın gerçekliğine inandır. Çocuk gerçek hayatta hissetmesi gereken duyguları kontrolsüz bir şekilde sanal âlemde yaşar. Birçok çocuğun maruz kaldığı bu sanal yüklenme; sinir sisteminin aşırı uyarılması, uyku problemleri, dürtüsellik ve dengesiz duygu değişimine sebep olurken diğer yandan beynin ön lobunda bulunan dikkat ve algı merkezinin işlevselliğini bozarak “Dikkat dağınıklığı”, “Dikkat eksikliği gibi psikoeğitsel problemlerin yaşanmasına da sebep olur. Beynin İnsula isimli kısmında ekran bağımlılığından dolayı görülen zararın çocuğun “empati ve kıyaslama becerilerini” etkilediğini ve böylece duygusal, agresif davranışlara neden olup sosyal ilişkilerine zarar verdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Birçok ebeveyn çocuklarını bu süreçte gereksiz ve fazla ekran karşısında durma konusunda sınırlandırmayı denemesine rağmen süreci dönemin kabul edilebilir bir parçası olarak açıklamakta ve normal olarak kabul etmektedir. Ancak çocukların gelişmekte olan genç beyinleri bu süreçte en büyük yarayı alıp sessizce yoluna devam etmektedir. Bu sessizlik artık okulların açılmasıyla yerini bir yardım çığlığına bırakmıştır. Bu süreçte görülen en büyük problem çocuklarda dikkat eksikliği, dikkat dağınıklığı, derste uzun süre dikkatini toparlayamamak, ders saati içerisinde sınıfta sırasında sabit kalmakta zorlanan dürtüsel problemler eşliğinde devam etmektedir.

Samsun Psikolojik Danışmanlık olarak kurumumuzda kapsamlı olarak çocuklarımızın çok yönlü incelendiği Tarama ve tanıma testleri yapılarak hangi alanların desteklenmesi gerektiği belirlenir. Neurosound dikkat ve algı geliştirme sistemleriyle en kısa sürede en iyi gelişimi sağlayacak çalışmalarla yol alınır. Siz de salgın sonrası okula dönen çocuklarınızın okula uyum sorunları, dikkatini toparlama ve odaklanma problemleri, dürtüsellik, hiperaktivite gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını düşünüyorsanız Samsun Psikolojik Danışmanlık Merkezi olarak uzmanlarımızdan destek almak bize ulaşın.